DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam

BAHARDA TÜRKÜLER DİLE GELDİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam
Ozanın dediği gibi, türküler dile geldiğinde, binlerce yıllık kültür yaşamı ortaya çıkar. Ağıtla yakılır, türküler yakılır. Yayla yollarında göç sevdası, dağlar, taşlar dile gelir. Acılar , sevinçler, sevdalar dile gelir. Binlerce yıl boyunca at, eşek deve sırtında aylarca süren yolculuk bir bakarsın kara tren ile bir güne saate iner. Kara tren türkülere girer. Sahi siz otobüse türkü yakıldığını duydunuz mu ? Anadolu için kara tren bir müjdedir. Bir çağ atlamadır. TAŞELİ KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ bahar konserini bir kez daha izledik.  Perşembe akşamları evlerden çıkıp, o merdivenlerden çıkmak. O salonda aylarca süren çalışmalar. Sazlar çalar, türküler öğrenilir. Repertuar seçimi, sazların onu çalması, ardından birlikte söylemek, ya da çığırmak.  Zaman olur, evlerden gelen çıkılar açılır, dost muhabbeti edilir. Eh sanat topluluğu olacak bunlar. Yeni gelenler olur. Dost bağı kurulur. Bacı, kardeş ,ağabey, abla olur. Ezgilere çalışmak, onlarla öykülerini yaşamak. Yıl sonunda bahar konserinde 1,5 saatlik zaman diliminde onu sanatseverler ile paylaşmak. İşte mutluluğun resmi bu olmalı. Dernek başkanı Cihangir AKDEMİR in yönettiği koroda sazlarda : Erdoğan KURT, Faruk Bülbül, Murat Aras, Nevzat Divrik, Hasan Eren, Abdullah Yüksek, Olcay Taşçı, Ahmet Barutçu, Yücel Yıldız, Solistler : Fatma Pala (Gelin Oldum Gara Belin Düzüne ) , Neriman Yoksulabakan ( DEYİŞ - Tevhit) , Kader Ekinci ( Alim de Gitme Pazara) , Müjgan Alper ( Tabancamın Sapuni ),  İbrahim Kurt ( YAYLA TÜRKÜS Ü- Bitti Mola Bizim Elin Söğüdü ) Koroda ise : Aliye Okur, Arife Göksu, Atike Ovacık, Ayten Dönmez, Ayşe Özsoy, FATMA PALA , Gülseren Arda, Güngör Yıldız, Hediye AK , KADER EKNCİ  Meliha Iskar, Meryem Şan, MÜJGAN ALPER , Neriman Güler, NERİMAN YOKSULLABAKAN, Nesrin Tırak, Nusret Turan, Sevgi Gök, Zeliha Temiz ve Bilal Çetin, Erol Aydan, Feyzullah Gül, Haşim Aksoy, Himmet Gök, İzzet Özsoy, İBRAHİİ KURT , Kadir Arı, Metin Çiftçi, Mustafa Okur, Nazmi Şahin, Ramiz Giray, Şerafettin Çiftçi  yer aldılar. Sunumu yıllardır öz veri ile yapan Sevim Pişirgen Yıldız yaptı. Sanatçı ruh,  sunuma renk kattı.  Solistler özellikle Neriman Yoksulabakan ve İbrahim Kurt söyledikleri türküler, deyişler ile gönüllerin içine giriverdiler. İzleyenler duygulandı, coştu. Yayla yollarında  ilk akşamdan başlayan göç sevdası ile oyun havası oldu. Pir Sultan Abdal’ın nefesi ile salonda insanda coşa geldi, Hallacı MANSUR ‘un dediği gibi hakka ulaştı. BEN İNSAMIM , BEN TANRIYIM  dedi.   Konser bitiminde Silifke belediye Başkanı Dr. Mustafa Turgut, konuk olarak gelen sanatçı Mersinli İsmail ile birlikte sahneye çıkan  koro adına Şef Cihangir Akdemir’e teşekkür çiçeği verdi.   Dönem içinde sazlar, koroda yer alan sanatçı dostların emeklerine sağlık. Onların sesi hiç kısılmasın. Yüreklerinde heyecan ateşi hiç sönmesin.   1990 yılların gereksinimlerini karşılayacak 300-500 kişilik salonlar artık Silifke de yetmediği burada bir kez daha görüldü. Salon doldu, kenarlara sandalyeler kondu. Hala yetmedi. Geçtiğimiz günlerde anıt meydan düzenlenmesi içinde 2500 kişilik kültür merkezi projesi sanatseverleri sevindirdi.   1970  li yıllarda Cumhuriyet Alanı vardı. Hemen yolun altında 250 kişilik öğretmenler derneğinde konserler verildi. O yıllarda lise konserleri, tiyatroları iki gün olurdu. İki gün boyunca salon dolardı. Hem de ücretli olurdu.  Aşık İhsani, Şah Turna, Aşık Kul Ahmet konserler verdi. Halk tiyatrosu Teneke, Buzlar Çözülünce, Pir Sultan  gibi oyunları izledik. Cumhurbaşkanlığı Senfoni orkestrasından Güherdal Karamanoğlu, Oktay Dalaysel ikili konseri… bu konser sonrası Silifke Liisesinde Yayllı Sazlar orkestrası kuruldu.   Cumhuriyet alanı yok edildi, sonra Öğretmenler Dermeği, bir köşesinde TÖBDER levhası var diye önce el  konuldu, sonra yıkıldı. Şimdi o bölgeye anıt meydanı projesi bu alamda çok önemli… geçmiş tarihe bir saygı.. Ama Silifke öğretmenlerinin maaşları ile yapılan mekanları yok. Onlara bu devletin borcu var. Bir salon yapıp onlara tahsis etmek.   Taşeli Kültür ve sanat Derneği kurucularından Metin Kömbe dostumuzun bir itirazı var. Anıt Meydanın altı otopark, üstü ATATÜRK ANIT MEYDANI olsun. Ama Kültür Merkezi başka bir yerde planlansın  Hem de bir proje yarışması sonucunda ortaya çıkacak   yapıt tarihe geçsin “ der.   Artık kültür merkezi, yerleşkeler de araç park sorunu düşünmek zorundayız.  Yeni kültür merkezinin de aynı düşünce ile parkını , önünde nefes alacak bir yerin olması daha anlamlı kıllar.   Eğer Silifke kalesi kuzey ırmağa bakan yerden aşağıya bir kent plancısı gözü ile  bakılırsa; çok uygun alanlar görülebilir.   Kültür merkezlerinde sinema salonları ayrı, ayrı olmalı. Bir etkinlik yapılacağı zaman  sinema gösterimi öne sürülmemeli.   Yerel anlamda siyasiler bir şeyler yapmalı özellikle istimlak konusunda sekter tavırlardan vazgeçmeli. Bu konuda yargıya da çok görev düştüğünü söylemek isteriz.  Gelin Silifke deyince yerel ve merkezi iktidar bir olmayı denesek derim.
reklam

reklam