Yapılan açıklamada, Mersin'in yanı sıra Adana, Antalya ve Hatay kıyılarında da hızla artan mikroplastik kirliliğinin deniz yaşamını, balıkçılığı, tarımı, turizmi, gıda güvenliğini ve bölge ekonomisini olumsuz etkilediği vurgulandı. Mikro ve nanoplastiklerin deniz ürünleri, sofra tuzu ve sular aracılığıyla insan vücuduna ulaşabildiği, içerdiği zararlı kimyasalların ise uzun vadede ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği ifade edildi.
Açıklamada, yalnızca denizlerdeki plastik kirliliğinin değil, plastik atıkların geri dönüşümü ve bertarafı sırasında oluşan çevresel riskler ile yasa dışı atık yakımlarının da hava kalitesini ve halk sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.
Mikroplastik kirliliğinin; sanayi faaliyetleri, yetersiz atık yönetimi, deniz taşımacılığı, sınır aşan kirlilik ve plastik atık ithalatı gibi birçok unsurun ortak sonucu olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye'nin son yıllarda plastik atık ithalatında önemli ülkelerden biri haline geldiği hatırlatıldı.
Yaklaşık on yıl önce ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün Doğu Akdeniz'de yaptığı araştırmaların önemli düzeyde mikroplastik kirliliğini ortaya koyduğu belirtilirken, güncel kirlilik seviyesinin yeniden bilimsel olarak ölçülmesi, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması ve gerekli önlemlerin gecikmeden hayata geçirilmesi istendi.
Mersin Çevre Platformu ve DAÇE; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıkları, valilikleri, belediyeleri, milletvekillerini, üniversiteleri, meslek odalarını, liman işletmelerini ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir eylem planı oluşturmak üzere göreve davet etti.
Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler yer aldı: "Akdeniz hepimizin ortak mirasıdır. Bilimsel araştırmaların başlatılması, düzenli izleme çalışmalarının yapılması ve sonuçların şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması artık bir tercih değil, kamu görevidir. Yarın çok geç olabilir. Akdeniz'i korumak için bugün harekete geçelim."
