Mersin Deniz Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen Mersin Mavi Ekonomi Çalıştayı’nda, kentin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu, denizcilik potansiyeli, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir denizcilik masaya yatırıldı. Çalıştayın onur konuğu E. Tümamiral Cem Gürdeniz, Mersin’in Türkiye açısından taşıdığı jeopolitik öneme dikkat çekerek, “Türk deniz jeopolitiğinin Doğu Akdeniz’deki amiral gemisi Mersin’dir. Bu büyük sorumluluk başka bir şehre verilemez” dedi. Gürdeniz ayrıca bölgede büyük ölçekli bir tersaneye duyulan ihtiyaca işaret ederek, Mersin’in olası krizlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.

Türkiye-AB İş Diyaloğu II (TEBD II) Projesi kapsamında, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Eurochambres iş birliğinde hayata geçirilen “Mersin Mavi Ekonomi Çalıştayı: Sürdürülebilir Denizcilik Geleceğinin Şekillendirilmesi” etkinliği, 8 Eylül 2026 tarihinde Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Denizcilik sektörünün geleceğinden Mersin’in Doğu Akdeniz’deki stratejik rolüne, mavi ekonomiden yeşil dönüşüme, deniz taşımacılığından kıyı turizmine kadar birçok konunun ele alındığı çalıştayın açılış konuşmalarını MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik ile etkinliğin onur konuğu E. Tümamiral Cem Gürdeniz yaptı.

GÜRDENİZ: “TÜRK DENİZ JEOPOLİTİĞİNİN AMİRAL GEMİSİ MERSİN’DİR”

Çalıştayda Mersin’in Türkiye ve Doğu Akdeniz açısından önemine dikkat çeken E. Tümamiral Cem Gürdeniz, Türk deniz jeopolitiğinin Doğu Akdeniz’deki amiral gemisinin Mersin olduğunu belirterek, kentin üstlendiği bu büyük sorumluluğun başka bir şehre verilemeyeceğini ifade etti.

Dünyadaki yaklaşık 500 yıllık küresel sistemin değişim sürecinden geçtiğini ancak Akdeniz’in coğrafi ve stratejik öneminin değişmediğini vurgulayan Gürdeniz, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Mersin’e sahip çıkın” sözünü hatırlattı.

Mersin’in yalnızca ekonomik ve ticari açıdan değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki jeopolitik mücadelesi açısından da kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Gürdeniz, kenti Doğu Akdeniz’deki jeopolitik ve Mavi Vatan mücadelesinin en önemli cephelerinden biri olarak değerlendirdi.

DENİZLERİN EKONOMİK POTANSİYELİNE DİKKAT ÇEKTİ

Ekolojik sürdürülebilirliğin önemine değinen Gürdeniz, denizlerin sunduğu biyolojik çeşitlilik, balıkçılık ve diğer ekonomik alanlardaki potansiyelden yeterince yararlanılamadığına dikkat çekti.

Türkiye’nin gelişmiş bir gemi inşa sanayisine ve önemli bir turizm altyapısına sahip olduğunu belirten Gürdeniz, buna rağmen deniz yolculuğunu geliştirecek bir yolcu gemisinin bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.

Denizcilik alanındaki yatırımların sadece ekonomik kazanç açısından değil, Türkiye’nin stratejik geleceği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürdeniz, özellikle Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin denizcilik altyapısının önemini daha da artırdığını ifade etti.

“100 BİN TONLUK TANKERE HİZMET VERECEK TERSANEYE İHTİYAÇ VAR”

Akdeniz çanağındaki tersane kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gürdeniz, 100 bin tonluk bir tankere hizmet verebilecek kapasitede büyük ölçekli bir tersanenin eksikliğine dikkat çekti.

Bölgede jeopolitik risklerin arttığını ve küresel lojistik koridorlar üzerinde ciddi bir mücadele yaşandığını ifade eden Gürdeniz, olası kriz ve acil durumlara karşı hazırlık yapılması gerektiğini söyledi.

Özellikle gemilerin zarar görebileceği kriz senaryolarında tamir ve bakım hizmetlerinin gerçekleştirilebileceği güçlü bir tersane altyapısının önem taşıdığını kaydeden Gürdeniz, en kötü senaryoların dahi hesaba katılması gerektiği uyarısında bulundu.

Gürdeniz, bu doğrultuda bir deniz kenti olan Mersin’in inisiyatif alması gerektiğini belirterek, ortak çalıştaylar düzenlenmesi ve Kuzey Kıbrıs’ın denizcileşmesine Mersin’in öncülük etmesi gerektiğini ifade etti.

“MERSİN’İN TARİHİ SORUMLULUĞU DEVREDİLEMEZ”

Dünyanın çok kutuplu yeni bir düzene doğru ilerlediğini belirten Gürdeniz, bu yeni dönemde coğrafi gücün, krizlerin ardından yeniden ayağa kalkabilme yeteneğinin ve milli bütünlüğün ülkeler açısından en önemli unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

Mersin’in üniversiteleri, limanı, Toros geçitleri ve güçlü lojistik altyapısıyla krizlere karşı hazırlık yapabilecek önemli merkezlerden biri olduğunu kaydeden Gürdeniz, kentin Doğu Akdeniz’de “amiral gemisi” olma niteliğinin devredilemez tarihi bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

GEDİK: “MERSİN MAVİ EKONOMİ VİZYONUNUN MERKEZİNDE”

MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik de çalıştayda yaptığı konuşmada mavi ekonominin önemine değindi. Gedik, mavi ekonominin ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan yeni bir kalkınma anlayışı olduğunu söyledi.

Mersin’in sahip olduğu jeopolitik konum, liman, sanayi altyapısı ve güçlü denizcilik sektörüyle bu vizyonun merkezinde bulunduğunu ifade eden Gedik, kentin denizcilik alanındaki potansiyelinin daha ileri seviyelere taşınması gerektiğini belirtti.

Denizcilik eğitiminin güçlendirilmesine yönelik MDTO tarafından gerçekleştirilen çalışmaları da anlatan Gedik, Mersin Deniz Ticaret Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Mersin Üniversitesi MDTO Denizcilik Fakültesi’nin kente kazandırıldığını hatırlattı.

Gedik ayrıca Mersin Deniz Ticaret Odası bünyesinde çevresel sürdürülebilirliğe yönelik çeşitli adımların hayata geçirildiğini aktardı.

MAVİ EKONOMİNİN GELECEĞİ UZMANLAR TARAFINDAN ELE ALINDI

Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, alanında uzman akademisyen ve sektör temsilcilerinin katıldığı oturumlarla devam etti. Oturumlarda mavi ekonominin küresel ve ulusal boyutlarından Mersin’in sahip olduğu potansiyele, yeşil dönüşümden sürdürülebilir denizciliğe kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapıldı.

Mersin Üniversitesi MDTO Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Akkan’ın moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumda, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Koç, Çağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Sami Doğru ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yücel tarafından mavi ekonominin küresel ve ulusal perspektifleri ele alındı.

Uzmanlar, mavi ekonominin dünyada giderek artan önemini, deniz kaynaklarının ekonomik değerini ve bu kaynaklardan yararlanılırken çevresel sürdürülebilirliğin korunmasının gerekliliğini değerlendirdi.

MERSİN’İN MAVİ EKONOMİ POTANSİYELİ MASAYA YATIRILDI

MDTO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Gülşen Akyıldız’ın moderatörlüğünü üstlendiği ikinci oturumda ise doğrudan Mersin’in mavi ekonomi potansiyelinin ortaya çıkarılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı.

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Devrim Tezcan ve Mersin Üniversitesi MDTO Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Gökçe Tuğdemir Kök, Mersin’in mavi ekonomi alanında sahip olduğu fırsatlara ilişkin sunumlar gerçekleştirdi.

Oturumda kentin denizle kurduğu ekonomik ilişkinin daha da güçlendirilmesi, mevcut potansiyelin ortaya çıkarılması ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması üzerinde duruldu.

YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SÜRDÜRÜLEBİLİR DENİZCİLİK KONUŞULDU

Çalıştayın üçüncü oturumunun moderatörlüğünü Ataşehir Denizcilik Lisesi temsilcisi Av. Halil Delibaş yaptı.

Oturumda UNIDO Enerji Yönetim Sistemi Uzmanı Umut Oğur, Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi temsilcisi Prof. Dr. Alkan Alkaya, MSC Genel Müdür Yardımcısı Uğur Tosuner ve MIP Proje ve Sürdürülebilirlik Müdürü Serkan Mahmutoğlu sunum gerçekleştirdi.

Uzmanlar tarafından yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir denizcilik konuları farklı yönleriyle değerlendirilirken, denizcilik sektörünün geleceğinde çevresel sürdürülebilirlik ve dönüşümün taşıdığı önem üzerinde duruldu.

DENİZ TAŞIMACILIĞI, KIYI TURİZMİ VE DENİZ ÇEVRESİ İÇİN ÖNERİLER

Mersin Mavi Ekonomi Çalıştayı yalnızca sunum ve oturumlarla sınırlı kalmadı. Etkinlik kapsamında oluşturulan interaktif çalışma gruplarında Mersin ve denizcilik sektörü açısından önem taşıyan üç temel konu detaylı şekilde incelendi.

Çalışma grupları; deniz taşımacılığı, kıyı turizmi ve deniz çevresi başlıklarında mevcut durumu, sorunları, fırsatları ve gelecekte atılabilecek adımları değerlendirdi.

Çalıştay, grupların gerçekleştirdikleri çalışmalar sonucunda ortaya çıkan temel bulguları, eylem önerilerini ve hayata geçirilebilecek potansiyel iş birliği projelerini katılımcılarla paylaşmasıyla sona erdi.