Siyasette bazen en kolay şey, rüzgârın estiği yöne doğru yürümektir. Zor olan ise fırtına çıktığında bulunduğun yerde durabilmektir.

CHP’de yaşanan “mutlak butlan” sürecinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel merkeze dönmesi, parti içinde büyük bir kırılmayı beraberinde getirdi. Özgür Özel’in yeni bir siyasi oluşum başlatmasıyla birlikte çok sayıda siyasetçi de tercihini bu yeni yapıdan yana kullandı.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise farklı bir tercih yaptı.

CHP’DE KALDI.

İşte bugün kendisine yöneltilen eleştirilerin önemli bir bölümü de buradan kaynaklanıyor.

“Özgür Özel’in yanında neden olmadın?”

“Haksızlığa neden sessiz kaldın?”

“Neden yeni partiye geçmedin?”

Peki Vahap Seçer neden bir kişinin yanında olmakla, partisinde kalmak arasında tercih yapmak zorunda bırakılsın?

Özgür Özel’e haksızlık yapıldığını düşünmek başka şeydir, Cumhuriyet Halk Partisi’ni terk etmek başka şey.

Bir genel başkanı desteklemek başka şeydir, Atatürk’ün kurduğu partiden vazgeçmek başka şey.

Vahap Seçer’in yaptığı tam olarak budur: Kişilerin değil, kurumun devamlılığını esas almak.

Bugün CHP’nin genel başkanı değişebilir. Yarın bir başkası gelir. Yönetimler, kadrolar, ittifaklar ve siyasi dengeler değişir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi herhangi bir genel başkanın şahsi mülkü değildir.

CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, Cumhuriyet tarihiyle bütünleşmiş bir siyasi partidir.

Dolayısıyla Vahap Seçer’e “Neden gitmedin?” diye soranların önce şu soruya cevap vermesi gerekir:

Gitmesi gereken neden Vahap Seçer olsun?

Yıllardır CHP çatısı altında siyaset yapan, bu partinin rozetiyle Mersin halkının karşısına çıkan, seçim kazanan ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüren bir siyasetçi neden partisinden ayrılmak zorunda olsun?

Üstelik Vahap Seçer'in sorumluluğu yalnızca parti içindeki tartışmalara karşı değildir.

Onun omuzlarında Mersin vardır.

Kendisine oy veren CHP'liler vardır.

Başka partilere oy vermesine rağmen hizmet bekleyen Mersinliler vardır.

Bir belediye başkanının görevi, her siyasi kırılmada bavulunu hazırlayıp yeni bir partiye geçmek değil; kendisine verilen emanete sahip çıkmaktır.

Bugün Vahap Seçer’e yöneltilen öfkenin bir kısmı, aslında siyaseti kişiler üzerinden okuma alışkanlığından kaynaklanıyor.

Oysa mesele “Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi?” sorusundan daha büyüktür.

Asıl mesele şudur:

Bir siyasetçinin parti içindeki mücadelede taraf olması, gerektiğinde eleştirmesi ve haksızlığa karşı çıkması için mutlaka partisinden istifa etmesi mi gerekir?

Elbette hayır.

Tam tersine, bazen mücadele etmek gitmek değil, kalmaktır.

Kapıyı çekip çıkmak kolaydır.

Asıl zor olan; tartışmaların, öfkenin ve baskının ortasında kalıp “Ben bu partinin evladıyım, mücadelemi burada sürdüreceğim” diyebilmektir.

Vahap Seçer’in tercihini bu açıdan okumak gerekir.

Bugün bazıları onu Özgür Özel’in yanında olmadığı gerekçesiyle eleştirebilir. Ancak Vahap Seçer’in CHP’de kalması, Özgür Özel’e karşı olduğu anlamına gelmez. Bir kişiye duyulan siyasi yakınlık ile bir partiye duyulan aidiyet aynı şey değildir.

Ve belki de en önemlisi şudur:

CHP yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun değildir.

CHP yalnızca Özgür Özel’in de değildir.

CHP, kendisini o siyasi geleneğin parçası kabul eden milyonlarındır.

Vahap Seçer de bugün o milyonlardan biri olarak partisinde kalmayı tercih etmiştir.

Bunun adı ihanet değildir.

Bunun adı korkaklık değildir.

Bunun adı birilerine sırt çevirmek hiç değildir.

Bunun adı, siyasi adresini kişiler değişti diye değiştirmemektir.

Mersin halkı Vahap Seçer’i parti içi kavgaların aktörü olsun diye seçmedi. Bu kente hizmet etsin diye seçti.

O nedenle bugün Vahap Seçer’e nefret kusmak yerine şu soruyu sormak daha hakkaniyetli olacaktır:

Bir siyasetçi, Atatürk’ün kurduğu partide kaldığı için ne zamandan beri suçlu ilan ediliyor?

Siyasette herkes gidebilir.

Herkes yeni bir yol çizebilir.

Bu da demokratik bir tercihtir.

Ama gitmek nasıl bir tercihse, kalmak da bir tercihtir.

Ve bazen en büyük siyasi cesaret, herkes giderken kapıyı çekip çıkmak değil;

o kapının ardında kalıp mücadele etmektir.