Okullar yeniden başladı. Çocuklarımızın çantaları hazırlandı, formaları giyildi, sınıflar yeniden doldu. Anne babaların gündeminde ise yine aynı soru var: “Çocuğumun ders başarısını nasıl artırabilirim?”

Ben yıllardır sporun içerisinde olan bir sporcu ve antrenör olarak bu soruya biraz farklı bir yerden bakıyorum.

Çünkü bana göre çocukların başarısı yalnızca ders kitaplarının arasında değil, spor salonlarında, sahalarda ve hayatın içerisinde de şekilleniyor.

Bir çocuğun eğitim hayatında başarılı olması elbette çok önemli. Ancak akademik başarının yanında fiziksel ve sosyal gelişimin de desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle günümüzde çocukların ekran başında geçirdiği zamanın arttığı bir dönemde, onları hareket etmeye teşvik etmek artık bir tercih değil, önemli bir ihtiyaç haline geliyor.

Spor yapan bir çocuğun sadece kasları gelişmiyor.

Dikkati gelişiyor, disiplin kazanıyor, özgüveni artıyor ve hedef koymayı öğreniyor.

Bir antrenmanda çocuğa verdiğimiz basit bir hareketi düşünün. İlk denemesinde yapamayabilir. “Ben bunu yapamam” diyebilir. Biz ise ona tekrar denemesini söyleriz.

Bir süre sonra o hareketi başardığında yüzündeki mutluluğu görürüz.

Aslında çocuk o anda sadece bir spor hareketini öğrenmemiştir. Kendisine şunu öğretmiştir:

“İstersem, çalışırsam ve vazgeçmezsem başarabilirim.”

Bu düşüncenin okul hayatında da karşılığının olduğunu düşünüyorum.

Bir sınavdan düşük not alan çocuk başarısızlık karşısında pes etmek yerine yeniden çalışmayı öğrenebilir. Bir konuyu anlamadığında tekrar denemeyi, bir hedef belirlediğinde onun için emek vermeyi öğrenebilir.

Sporun çocuklara kazandırdığı en önemli değerlerden biri de budur: Mücadele etmek.

Benim için spor hiçbir zaman sadece madalya, kupa veya şampiyonluk demek olmadı. Elbette bir sporcu olarak şampiyonlukların, başarıların ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Ancak çocuklarla çalışırken daha önemli bir şey görüyorum.

Spor, çocuğun karakter gelişimine katkı sağlıyor.

Takım arkadaşına destek olmak, antrenöre saygı göstermek, verilen görevi yerine getirmek, zamanında salonda olmak, kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmak…

Bunların her biri aslında hayatın kendisinde ihtiyaç duyacağımız davranışlar.

Bu nedenle anne babalara küçük bir önerim var:

Çocuklarımızın sadece karnesine ve sınav sonuçlarına değil, hayatındaki dengeye de bakalım.

“Derslerini çalıştın mı?” sorusunun yanına bazen “Bugün spor yaptın mı?” sorusunu da ekleyelim.

Çünkü çocuklarımızın geleceğini sadece yüksek notlarla değil; sağlıklı bedenler, güçlü karakterler ve özgüvenli bireyler inşa edecek.

Burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor. Her çocuk profesyonel sporcu olmak zorunda değil. Her çocuğun şampiyon olması da gerekmiyor.

Ama her çocuğun hareket etmeye, oyun oynamaya ve en az bir spor dalıyla tanışmaya ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

Çocuklarımızı sürekli başarı baskısı altında tutmak yerine, onların sporu sevmesini ve hareket etmekten keyif almasını sağlamalıyız.

Çünkü bazen bir çocuğun bugün attığı küçük bir adım, yarın hayatında atacağı çok daha büyük adımların başlangıcı olabilir.

Yeni eğitim-öğretim yılında bütün çocuklarımıza başarılar diliyorum.

Derslerinde başarılı olmalarını elbette istiyoruz. Ama bundan daha önemlisi; sağlıklı, özgüvenli, disiplinli, mutlu ve hayata karşı mücadele edebilen bireyler olarak yetişmelerini istiyoruz.

Unutmayalım:

Çocuklarımızın eğitimi sadece okulda değil, hayatın her alanında devam ediyor.

Ve spor, bu eğitimin en güçlü parçalarından biri.

Yeni eğitim yılı hepimize hayırlı olsun. Çocuklarımızın hem zihni hem bedeni hem de geleceği güçlü olsun.