Mersin Büyükşehir Belediyesi, 12 bin 500’ü aşkın insanın çalıştığı, ailesine ekmek götürdüğü büyük bir kurum. Az değil; binlerce çalışan, binlerce aile… Böylesine geniş bir yapıda anlaşmazlıkların, kişisel çekişmelerin ve karşılıklı suçlamaların yaşanması da mümkün.
Ancak burada durup düşünmek gerekiyor: Bir kurumun içinde ortaya atılan her iddia, doğrudan belediye başkanının sorumluluğunu mu gösterir? Birbirini suçlayan insanlar arasında kimin doğru söylediği, kimin kişisel hesaplarla hareket ettiği nasıl anlaşılacak?
Elbette bir belediye başkanının yönetim sorumluluğu vardır. Fakat bu sorumlulukla kişisel suç isnadı arasındaki ayrımı da gözetmek gerekir. “Haberi vardı” demekle, bunu somut delillerle ortaya koymak aynı şey değildir.
Benim itirazım, iddiaların araştırılmasına değil; gerçekler bütün yönleriyle ortaya çıkmadan bir insanın peşinen suçlu ilan edilmesine.
Bir şehri sevmek, yalnızca “Bu şehri seviyorum” demekle olmaz. O şehrin derdiyle dertlenmek, sorunlarına çözüm aramak, geleceği için çalışmak gerekir.
Vahap Seçer’in Mersin’de oluşturduğu karşılığın temelinde de bu emek var. Gecesini gündüzüne katarak çalışan, projeler üreten, kentin ihtiyaçlarına yetişmeye uğraşan bir belediye başkanından söz ediyoruz.
Ortaya koyduğu hizmetlerle, bakanlıklar tarafından ödüllendirilen çalışmalarıyla adından söz ettiren bir isim. Mersin için verdiği emeği ve kente kazandırdıklarını görmezden gelemeyiz.
Üstelik bu hizmetlerin karşılığı yalnızca kendi partisinde yok. AK Partili siyasetçilerin bile çalışmalarını övmesi, “Biz kendisinden razıydık” demesi üzerinde durulması gereken bir nokta. Siyasi rekabetin böylesine sert olduğu bir ortamda, rakiplerinin de hakkını teslim etmesi az şey mi?
Bir öğrencinin eğitiminde, bir ailenin sofrasında, bir üreticinin tarlasında belediyenin hizmetleriyle karşılaşabilirsiniz. Yerel yönetimin yaptığı iş, yalnızca faaliyet raporlarında yer alan rakamlardan ibaret değildir. Her hizmetin bir insanın hayatında karşılığı vardır.
Bu nedenle Vahap Başkan’a ilişkin tartışmayı yalnızca siyasi kimlikler üzerinden değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Bir belediye başkanının hizmetlerini takdir etmek için onunla aynı partiye oy vermek gerekmez. Eleştirmek için de karşısında olmak gerekmez. Ölçümüz, yapılan iş ve ortaya konulan emek olmalı.
Şimdi soruyorum:
Vahap Başkan’ın yeri cezaevi mi?
Hakkında iddialar varsa elbette araştırılsın. Belgeler incelensin, sorular sorulsun, cevaplar alınsın. Sorumluluğu bulunan kim varsa somut delillerle ortaya çıkarılsın. Gerçeğin bütün yönleriyle aydınlatılmasına kimsenin itirazı olamaz.
Peki, bu süreç görevinin başındayken yürütülemez miydi? Yargılama devam ederken Mersin için çalışmayı sürdüremez miydi?
Bu soruları sormak, bir kişiye ayrıcalık istemek değildir. İddiaların ağırlığı kadar insan haklarının, özgürlüğün ve seçmenin iradesinin de gözetilmesini istemektir.
Bir belediye başkanının masasındaki her dosyanın kentte bir karşılığı var. Kimi zaman bir öğrencinin eğitim desteği, kimi zaman bir ailenin sofrası, kimi zaman üreticinin beklediği yardım, kimi zaman da yıllardır çözüm bekleyen bir yol…
Mersin’in ihtiyaçları beklemiyor. Hayat devam ediyor; insanlar hizmet bekliyor.
Elbette geçmişte yapılan hizmetler, herhangi bir iddianın araştırılmasına engel olamaz. Ancak bir iddianın ortaya atılması da geçmişte verilen emeği yok saymanın, bir insanı peşinen mahkûm etmenin gerekçesi olmamalı.
Asıl sorumluluk, hem gerçeğin ortaya çıkarılmasını savunabilmek hem de hakkında iddia bulunan kişinin haklarını gözetebilmektir.
Vahap Başkan da tutuksuz yargılanarak halkın kendisine verdiği görevi sürdürebilsin.
Çünkü Mersin için düşünen, üreten ve çalışan bir belediye başkanının projelerinin yarım kalmasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını da Mersin’in hizmet almaya devam etmesini de aynı kararlılıkla savunuyorum.
YAZI BOYUTU:
