Bir zamanlar gelişini haftalar öncesinden hissettiğimiz, sokakların kalabalığıyla, çarşıların telaşıyla, evlerin hazırlığıyla kendini belli eden bayramlar şimdi sessiz geliyor. Kurban Bayramı’na sadece birkaç gün kaldı ama ne caddelerde eski hareketlilik var ne de insanların yüzünde o tanıdık heyecan…
Eskiden bayram alışverişi son haftaya bırakılmazdı. İnsanlar aylar öncesinden hazırlık yapardı. Kimisi kalabalığa kalmamak için erkenden çarşıya inerdi, kimisi de “sonra istediğimizi bulamayız” düşüncesiyle ihtiyaçlarını önceden tamamlardı. O dönemlerde şehirlerin ana caddeleri dolup taşardı. “İğne atsan yere düşmez” denilen sokaklarda yürümek bile zordu. Esnafın yüzü güler, çocuklar bayramlık hayali kurar, evlerde tatlı telaş yaşanırdı.
Bugün ise aynı sokaklar yalnızca insanların bir yerden bir yere geçip gittiği sıradan güzergâhlara dönüştü. Vitrinler süslü olsa da önünde duran yok. Çarşılar açık ama ruhu eksik. İnsanlar bakıyor, düşünüyor ve çoğu zaman hiçbir şey almadan geri dönüyor.
Peki ne değişti?
Biz mi değiştik, yoksa hayat şartları mı bizi değiştirdi?
Artan maliyetler, düşen alım gücü ve geçim kaygısı insanların bayram sevincini gölgede bıraktı. Eskiden paylaşmanın, hazırlığın ve bereketin adı olan bayramlar artık birçok aile için hesap kitap dönemine dönüştü. İnsanlar önce mutfağını, faturasını, çocuğunun temel ihtiyacını düşünmek zorunda kalıyor. Bayram ise çoğu zaman listenin sonunda kalıyor.
Belki de en acısı şu:
Bayramların sesi yavaş yavaş hayatımızdan çekiliyor. Çocukların heyecanı azalıyor, büyüklerin hazırlık isteği kayboluyor. O eski birlik hissi, aynı sofrada buluşmanın verdiği sıcaklık bile geçmişin anıları arasında kalıyor.
Yine de bayramı sadece alışverişten ibaret görmek haksızlık olur. Çünkü bayram; bir kapıyı çalmak, bir büyüğün elini tutmak, bir çocuğu sevindirmek, kırgınlıkları unutmaktır. Belki caddeler eskisi kadar kalabalık değil ama insanlar birbirine yeniden yaklaşabildiği gün, bayramlar da eski ruhuna kavuşacaktır.
Çünkü aslında özlediğimiz şey sadece eski bayramlar değil; o bayramların içindeki umut, samimiyet ve huzur…

