Bugünün çocukları sokakta düşe kalka büyümüyor artık…

Bir ekranın ışığında, sessizce büyüyorlar.

Elimizde tuttuğumuz telefonlar, farkında olmadan çocuklarımızın karakterini, alışkanlıklarını ve hatta geleceğini şekillendiriyor.

Eskiden çocuk sesleri sokaklardan yükselirdi. Mahalle aralarında top oynayan, bisiklet süren, arkadaşlık kuran çocuklar vardı. Şimdi ise aynı masada oturan bir ailenin bile birbirine bakmadan saatlerce telefona gömüldüğünü görüyoruz. En acı olan ise çocukların bunu normal sanmasıdır.

Sosyal medya bugün sadece eğlence aracı değil; aynı zamanda bir bağımlılık mekanizmasına dönüşmüş durumda. Sürekli kayan videolar, kısa içerikler ve bitmeyen bildirimler çocukların dikkat süresini ciddi şekilde azaltıyor. Birçok çocuk artık uzun süre ders dinleyemiyor, kitap okuyamıyor ya da bir işe odaklanmakta zorlanıyor. Çünkü zihinleri sürekli hızlı tüketime alışıyor.

Burada suçu sadece teknolojiye yüklemek doğru olmaz. Asıl soru şu:

Telefonlar mı çocuklarımızı büyütüyor, yoksa biz mi onları ekranlara teslim ediyoruz?

Bugün birçok anne baba yoğun iş temposu ve hayatın stresi içinde çocuklarıyla yeterince vakit geçiremiyor. Çocuk ağladığında eline telefon veriliyor, yemek yemesi için video açılıyor, sessiz kalması için tablet uzatılıyor. Zamanla çocuk için ekran bir ödül değil, hayatın merkezi haline geliyor.

Oysa çocuk dediğimiz şey ilgiyle büyür.

Sohbetle gelişir.

Sporla güçlenir.

Kitapla düşünür.

Arkadaşlıkla karakter kazanır.

Bu yüzden ailelerin çocuklarını sadece okul başarısıyla değil, sosyal gelişimleriyle de takip etmesi gerekiyor. Çocuğun kaç soru çözdüğü kadar, kaç saat ekrana baktığı da önemlidir. Çünkü kontrolsüz teknoloji kullanımı; yalnızlık, özgüven eksikliği, öfke problemleri ve iletişim bozukluklarını beraberinde getirebiliyor.

Ben yıllardır gençlerle ve çocuklarla iç içe çalışan biri olarak şunu net şekilde görüyorum:

Spor yapan, sosyal ortamda bulunan ve gerçek hayatla bağ kuran çocuklar ekran bağımlılığına daha az teslim oluyor. Çünkü hayatın içinde amaç bulan çocuk, sanal dünyanın içine hapsolmuyor.

Belki de bugün aileler olarak kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Çocuklarımızın eline telefon verirken onların zamanını mı dolduruyoruz, yoksa geleceğinden mi eksiltiyoruz?

Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Ama onu doğru kullanmayı öğretmek mümkün. Çünkü çocuklarımızın geleceğini algoritmalar değil; aile, eğitim, spor ve doğru değerler şekillendirmeli.

Unutmayalım…

Çocuklarımız bizi izleyerek büyüyor.

Eğer biz sürekli ekrana bakıyorsak, yarının bağımlı neslini eleştirmeden önce dönüp kendimize bakmamız gerekir.