Bugün sizlere bir spor müsabakasından, bir şampiyonluktan ya da kazanılan madalyalardan bahsetmeyeceğim. Bugün sizlere sporun görünmeyen ama belki de en değerli yönünden bahsetmek istiyorum: Hayat kurtarmasından…

Yıllardır sporun içindeyim. Avrupa şampiyonluğu yaşamış bir sporcu, antrenör ve gençlerle sürekli iç içe olan bir eğitimci olarak şunu çok net söyleyebilirim ki; spor sadece bedeni geliştirmez, karakter inşa eder. Bazen bir gencin hayatına dokunur, bazen de onu karanlık bir yoldan geri çevirir.

Altunsöz Fight Club’da ve çeşitli gençlik çalışmalarında yüzlerce gençle tanışma fırsatı buldum. Bu gençlerin bazıları hayatlarının en zor dönemlerinde spor salonunun kapısından içeri girdiler. Kimisi okuldan uzaklaşmıştı, kimisi kötü arkadaş çevresinin etkisi altındaydı, kimisi ise kendine hiçbir hedef koyamadan günlerini geçiriyordu.

Ancak ortak bir noktaları vardı: Bir çıkış yolu arıyorlardı.

Hatırlıyorum, yıllar önce salonumuza gelen bir genç vardı. Sürekli kavga eden, öfkesini kontrol etmekte zorlanan ve ailesiyle ciddi problemler yaşayan bir çocuktu. İlk geldiğinde gözlerinde umutsuzluk vardı. Disiplinli antrenmanlar, doğru arkadaş ortamı ve kendisine verilen sorumluluklar sayesinde zamanla değişmeye başladı. Bugün ise eğitimine devam eden, hedefleri olan ve çevresine örnek gösterilen bir genç olarak hayatına devam ediyor.

Bu hikâye tek bir kişiye ait değil.

Benzer hikâyeleri yıllardır tekrar tekrar görüyorum. Çünkü spor salonları sadece antrenman yapılan yerler değildir. Aynı zamanda gençlerin kendilerini keşfettikleri, özgüven kazandıkları ve doğru rol modellerle tanıştıkları eğitim yuvalarıdır.

Günümüzde gençler birçok tehlikeyle karşı karşıya. Teknoloji bağımlılığı, sosyal medya baskısı, amaçsızlık, kötü alışkanlıklar ve yanlış arkadaş çevreleri gençlerimizi her geçen gün daha fazla etkiliyor. Bu noktada ailelerin, eğitimcilerin ve spor kulüplerinin omuzlarında büyük bir sorumluluk bulunuyor.

Bir genç boş bırakıldığında, o boşluğu mutlaka başka şeyler doldurur. Ancak sporla tanışan bir genç zamanını hedeflerine ayırır. Disiplini öğrenir. Mücadele etmeyi öğrenir. Yenildiğinde yeniden ayağa kalkmayı öğrenir. Hayatın aslında bir mücadele olduğunu spor sayesinde kavrar.

Bugün okullarımızda, mahallelerimizde ve gençlik merkezlerimizde daha fazla spor faaliyetinin olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü spor sadece şampiyon yetiştirmez; iyi insan yetiştirir.

Yıllardır gençlerle yaptığım seminerlerde ve söyleşilerde hep aynı cümleyi kuruyorum: “Bir gencin hayatını değiştirmek için bazen sadece ona doğru bir kapıyı göstermek yeterlidir.”

İşte spor o kapılardan biridir.

Belki de bir spor salonunun kapısından içeri giren genç, gelecekte bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis ya da ülkesini temsil eden bir sporcu olacaktır. Ama hepsinden önemlisi, topluma faydalı bir birey olacaktır.

Bu yüzden gençlerimizi sokaklardan uzaklaştırmanın en etkili yollarından biri onları sporla buluşturmaktır. Çünkü spor sadece madalya kazandırmaz; umut kazandırır, hedef kazandırır ve bazen de bir hayatı tamamen değiştirir.

Unutmayalım ki bir genci kazanmak, bir geleceği kazanmaktır.