Seçilmiş Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in 1 Ekim’de gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanması, uluslararası kuruluşların tepkisine neden oldu. Avrupa Birliği (AB) Bölgeler Komitesi temsilcileri, Avrupa Konseyi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR), Alman Şehirler Birliği ve Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Avrupa Sekreterliği (ICLEI), yayımladıkları açıklama ve mektuplarla sürece ilişkin kaygılarını dile getirdi. Açıklamalarda seçilmiş temsilcilerin demokratik meşruiyeti, yerel yönetimlerin özerkliği, hukukun üstünlüğü ve Türkiye’de belediye başkanlarına yönelik tutuklamalar ele alındı.


MERSİN HALKININ İRADESİNE VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞINA MÜDAHALE
Mersin’de yüzde 60 gibi rekor bir oy oranıyla seçilen Vahap Seçer’in tutuklanmasına, seçilmiş belediye başkanlarının özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik müdahalelere tepkiler büyüyor. Sosyal belediyeciliği, katılımcı yönetimi, eşitliği ve kentin ortak emekle kalkınması anlayışını esas alan Başkan Seçer’in tutuklanması, Mersin halkının sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik müdahale olarak değerlendiriliyor. Seçer’e yönelik operasyona ilişkin eleştiriler arttı. Halkın oylarıyla göreve gelen yerel yöneticilere yönelik müdahaleler, yalnızca belediye başkanlarının görevlerini değil, yurttaşların seçme ve seçilme hakkıyla ortaya koyduğu demokratik iradeyi de doğrudan etkiledi. 


SEÇER’İN TUTUKLANMASINA ULUSAL VE ULUSLARARASI TEPKİLER BÜYÜYOR
Tutuklanmasının ardından açıklamalarında Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinin kesintisiz sürdürüleceğini ve Mersinlilerin hizmetlerden mahrum bırakılmayacağı mesajını veren Seçer’in sözleri, kamu hizmetlerinin devamlılığına verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu. Seçer’in tutuklanması, ülke genelinde ve özellikle Mersin’de büyük tepkiyle karşılandı. Mersin halkı, sandıkta ortaya koyduğu iradeye sahip çıkarak seçilmiş belediye başkanının tutuklanmasına karşı güçlü bir duruş sergiledi. Ulusal çapta yükselen tepkilerin ardından uluslararası kamuoyundan da art arda açıklamalar geldi. Avrupa’daki yerel yönetim kuruluşları, Seçer’in tutuklanmasına tepki göstererek seçilmişlerin görevlerini özgürce yerine getirmesi ve yerel demokrasinin korunması yönünde çağrılarda bulundu.


AB BÖLGELER KOMİTESİ’NDEN ENDİŞE MESAJI
Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı, Huddinge Belediye Meclis Üyesi Jelena Drenjanin, X platformunda yaptığı paylaşımda, muhalefet belediye başkanlarına yönelik yeni tutuklamalardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Drenjanin, Seçer’in Bölgeler Komitesi açısından önemli bir muhatap olduğunu ve Ankara’da yapılması planlanan çalışma grubu toplantısına ev sahipliği yapmasının öngörüldüğünü belirtti. Drenjanin paylaşımında şu sözlere yer verdi:
“Türkiye’de, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer’in de aralarında bulunduğu muhalefet belediye başkanlarına yönelik yeni tutuklamaları büyük bir endişeyle öğreniyorum. Sayın Seçer, Bölgeler Komitesi (CoR) için önemli bir muhatap olmuş ve 6 Kasım’da Ankara’da gerçekleştirilmesi planlanan bir sonraki Çalışma Grubu toplantımıza ev sahipliği yapması öngörülmüştü.”


AVRUPA KONSEYİ’NDEN TUTUKLAMAYA AÇIK KINAMA: “KAYGI VERİCİ BİR ÖRÜNTÜNÜN DEVAMI”
Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Yerel Yönetimler Meclisi Başkanı Konstantinos Koukas ise, Seçer’in tutuklanmasını şu sözlerle kınadı:
“Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin bir sonraki oturumunda konuşma yapması planlanan Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanmasını kınıyorum. Bu tutuklama, Türkiye’de muhalefete mensup belediye başkanlarının tutuklanmasına ilişkin kaygı verici bir örüntünün devamıdır.”


CEMR’DEN TÜRKİYE’YE ÇAĞRI: “SEÇİLMİŞ TEMSİLCİLER SERBEST BIRAKILMALI VE GÖREVLERİNE DÖNMELİLER”
Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR), açıklamasında, aynı zamanda CEMR Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Vahap Seçer’in tutuklanmasından derin endişe duyduklarını bildirdi. Türkiye’de yerel demokrasinin durumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelere yer verilen açıklamada, seçilmiş temsilcilerin görevlerini özgürce ve haksız müdahaleye maruz kalmadan yerine getirebilmesi gerektiği vurgulandı. CEMR, Türkiye’deki yetkililere demokratik yetkilere saygı gösterilmesi, tutuklanan seçilmiş temsilcilerin serbest bırakılması ve görevlerine dönmelerine olanak tanınması çağrısında bulundu. CEMR tarafından yapılan açıklamada Türkiye’ye yönelik şu maddeler eşliğinde çağrıda bulunuldu:
“- Yerel seçilmiş temsilcilere vatandaşlar tarafından verilen demokratik yetkilere saygı gösterilmesi ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın ilkelerine uyulması;
- Tutuklanan seçilmiş temsilcilerin serbest bırakılması ve görevlerine geri dönmelerine olanak tanınması;
- Türkiye Belediyeler Birliği’nin özgürce faaliyet göstermesinin ve üyeleri tarafından seçilen temsilciler tarafından yönetilmeye devam etmesinin güvence altına alınması.
CEMR ayrıca Avrupa kurumlarını ve daha geniş anlamda uluslararası toplumu, Türkiye’de demokratik yollarla seçilmiş yerel temsilcilerle dayanışma içinde olmaya ve bu vakaları Türkiye’deki yetkililerle yürüttükleri diyaloglarda gündeme getirmeye çağırmaktadır. Demokrasinin Avrupa genelinde giderek artan baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, yerel özerkliğin korunması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. CEMR, gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürecek; Türkiye Belediyeler Birliği’nin, Türkiye’deki üyelerinin ve ortaklarının yanında kararlılıkla duracaktır.
Christoph Schnaudigel
CEMR ve Karlsruhe Belediye Başkanı”


ALMAN ŞEHİRLER BİRLİĞİ’NDEN SERT TEPKİ: “MUHALEFETİ HEDEF ALAN KOORDİNELİ BİR GİRİŞİM”
Alman Şehirler Birliği, yayımladığı açıklamayla Türkiye Belediyeler Birliği ve tutuklanan belediye başkanlarıyla dayanışma içinde olduğunu duyurdu. Alman Şehirler Birliği Başkanı ve Leipzig Büyükşehir Belediye Başkanı Burkhard Jung, son tutuklamalara ilişkin değerlendirmesinde, muhalefet temsilcilerinin hedef alındığı yönündeki eleştirisini açıkça dile getirdi. Jung, yerel özerkliğin, siyasi çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün demokratik toplum düzeni açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Alman Şehirler Birliği’nden TBB’ye ve tutuklanan belediye başkanlarına yönelik dayanışma mesajı ise şu şekilde:
“Son tutuklamalara ilişkin haberler bizi büyük bir endişeye sevk ediyor. Burada meselenin gerçek suçlar olmadığı, aksine muhalefete mensup yerel siyasetçileri hedef alan koordineli bir girişim olduğu oldukça açık. Vahap Seçer, Türkiye’deki kardeş kuruluşumuz TBB, TBB üyesi belediyeler ve Türkiye’de yerel özerkliği ve vatandaşların çıkarlarını savunmak için çalışan tüm yerel yönetim temsilcileriyle dayanışma içindeyiz. Yerel özerklik, demokratik yollarla seçilmiş temsilcilerin görev ve sorumluluklarını yürürlükteki yasalar çerçevesinde yerine getirebilmelerine dayanır. Bir demokrasi, çoğulculuğa ve farklı siyasi görüşlere tahammül etmelidir. Avrupa Konseyi üyesi ve AB’ye aday ülke olan Türkiye’nin hükümeti, demokratik ilkelere ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmalıdır. Bu yükümlülük, yerel özerkliğe saygı gösterilmesini ve demokratik yollarla seçilmiş yerel siyasetçilerin haklarının güvence altına alınmasını da kapsar. Türkiye’yi, Vahap Seçer’e yönelik tutumu da dâhil olmak üzere, demokratik kurallara, adalet, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalmaya çağırıyoruz. Alman ve Türk şehirleri arasındaki uzun yıllara dayanan ilişkiler ve çok sayıdaki kardeş şehir ortaklığı, belediyelerimizi birbirine sıkı bağlarla bağlamaktadır. Güçlü şehirlerin ve işleyen bir yerel özerklik sisteminin demokratik toplum düzeni açısından temel öneme sahip olduğu inancı bizleri birleştirmektedir.”


KARDEŞ ŞEHİR OBERHAUSEN’DEN MERSİN’E DAYANIŞMA MESAJI: “DEMOKRATİK İLKELER VAHAP SEÇER İÇİN DE GEÇERLİ OLMALI”
Almanya’nın Oberhausen kentinin Büyükşehir Belediye Başkanı Thorsten Berg ve Birinci Belediye Başkan Yardımcısı Apostolos Tsalastras, Vahap Seçer’in tutuklanmasına ilişkin ortak bir açıklama yaparak endişelerini dile getirdi. Oberhausen yönetimi, Mersin ile uzun yıllara dayanan kardeş şehir ilişkilerine dikkat çekerek Seçer’e yöneltilen suçlamaların bağımsız biçimde doğrulanamadığı belirtilirken demokratik ilkelerin, adaletin ve şeffaflığın korunması çağrısı yapıldı. Oberhausen’in kardeş şehri Mersin ve Vahap Seçer ile dayanışma açıklaması ise şu şekilde: 
“Türkiye’deki kardeş şehrimiz Mersin’in Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanması bizi derinden endişelendiriyor. Kendisine yöneltilen suçlamaların gerçekliği bağımsız biçimde doğrulanamıyor. Burada söz konusu olanın gerçek suçlardan ziyade, muhalefete mensup yerel siyasetçilere karşı koordineli bir girişim olduğu son derece açık. Uzun yıllara dayanan ilişkilerimiz ve kapsamlı kardeş şehir iş birliğimiz sayesinde Mersin halkıyla ve elbette Mersin Büyükşehir Belediyesi yönetimiyle yakın bağlarımız bulunuyor. Güçlü şehirlerin ve işleyen bir yerel yönetim sisteminin demokratik toplum düzeni açısından temel öneme sahip olduğu inancını paylaşıyoruz. Nisan 2025’te İstanbul’da düzenlenen Kardeş Şehirler Zirvesi sırasında, Almanya ve Türkiye’den belediyelerin temsilcileri tarafından demokrasi ve hukukun üstünlüğüne ilişkin ortak bir bildiri kabul edilmişti. Bu bildiride şehirlerin ve kardeş şehir ilişkilerinin demokrasinin temel dayanaklarından olduğu vurgulanmıştı. Bu, Türkiye açısından son derece önemli ve güçlü bir mesajdı. Bu nedenle demokratik kurallara uyulması, adalet, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin korunması gerektiğini güçlü bir biçimde vurguluyoruz. Bu ilkeler Vahap Seçer için de geçerli olmalıdır!” 
ICLEI AVRUPA’DAN MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE DAYANIŞMA MEKTUBU
Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Avrupa Sekreterliği (ICLEI), Vahap Seçer’in tutuklanmasının ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına gönderdiği mektupla destek mesajı verdi. Mektupta, sürecin yalnızca seçilmiş temsilcileri değil, kent için özveriyle çalışan belediye teşkilatını da etkilediği belirtildi. ICLEI Avrupa, Mersin ile yürütülen iş birliğine bağlılığının devam ettiğini ve belediyeyle yakın temasını sürdüreceğini bildirdi. Mektupta şu sözlere yer verildi: 
“Değerli Mersinli çalışma arkadaşlarımız; Belediye Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanmasının ardından sizlere bizzat ulaşmak ve bu zorlu süreçte temennilerimizin ve desteğimizin Mersin ekibiyle birlikte olduğunu bilmenizi istedik. Mersin, ICLEI için çok değerli bir paydaş olmuştur; aramızdaki bağa ve bugüne kadar birlikte hayata geçirme fırsatı bulduğumuz çalışmalara büyük önem veriyoruz. Böylesi bir durumun yalnızca seçilmiş temsilcileri değil, aynı zamanda şehre hizmet etmek için her gün özveriyle çalışan tüm belediye teşkilatını ve mesai arkadaşlarımızı da derinden etkilediğinin farkındayız. Dayanışma ve desteğimizin sizinle olduğunu bilmenizi isteriz. Mersin ile yürüttüğümüz iş birliğine olan güçlü bağlılığımız devam etmektedir; önümüzdeki süreçte de sizlerle yakın temas halinde kalmayı sürdüreceğiz.”


ULUSLARARASI TEPKİLERİN ODAĞINDA HALK İRADESİ VE YEREL DEMOKRASİ VURGUSU YER ALDI
Avrupa’daki önemli kuruluşların açıklamalarında, Vahap Seçer’in tutuklanmasına ilişkin kaygıların yanında Türkiye’de seçilmişlerin demokratik meşruiyetinin ve yerel yönetimlerin özerkliğinin korunması gerektiği vurgulandı. Seçer’in tutuklanmasının ardından Avrupa’daki kurum ve temsilcilerden gelen açıklamalar, halk iradesinin korunmasının yalnızca ulusal siyasetin değil, demokratik yerel yönetim anlayışının da temel meselesi olduğunu ortaya koydu. Kuruluşların açıklamaları demokratik ilkelerin önemini hatırlatırken, yerel demokrasinin korunması ve halkın iradesinin karşılık bulması yönündeki sorumluluğu uluslararası kamuoyunda yeniden gündeme taşıdı.