DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’ne Murathan Mungan değer görüldü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) öncülüğünde 17 yıldır sürdürülen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’ne bu yıl çağdaş edebiyatın usta ismi yazar Murathan Mungan değer görüldü. Mungan’a ödülü, kasım ayında düzenlenecek törenle takdim edilecek. MTSO’nun Türkiye ve Mersin’de edebiyat ilgisini geliştirmek ve ulusal ölçekte bir verime dönüştürüp edebiyat okurlarının dikkatini nitelikli örneklere çekmek üzere düzenlediği Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nün bu yıl 17’ncisi gerçekleştirildi. Türk edebiyatının gelişmesine katkıda bulunan kişileri onurlandırmak, daha yaygın okunmasını sağlamak için MTSO’nun girişimleriyle kent adına verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nün Celal Soycan, Turhan Günay, Metin Cengiz, Yavuz Özdem ve Cemal Sakallı’dan oluşan değerlendirme kurulu, bu yıl yazar Murathan Mungan’ı ödüle değer buldu. “Edebiyat daha güzel bir dünya demektir” MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede 17 yıldır aralıksız verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nün Türkiye’de bir kent adına verilen ilk ve tek ödül olduğunu söyledi. Mungan’a bu ödülü kabul ederek Mersin’i onurlandırdığı için tüm Mersinliler adına teşekkür eden Çakır, “Edebiyat daha güzel bir dünya demektir. Kentimizi ve ülkemizi sadece ekonomik anlamda zenginleştirmenin parçası değil, daha bütünsel anlamda yaşanır, adil, huzurlu, saygılı, dürüst bir toplum oluşmasına katkıda bulunacak en önemli şeyin edebiyat, hatta genel anlamda sanat olduğuna olan inancımızla kurumsal hale gelen bu kültürel etkinliğin bir parçası olmaktan onur duyuyoruz” dedi. Mersin Kenti Edebiyat Ödülü 2007’den beri veriliyor Oda olarak ‘Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nün nitelikli, tarafsız, siyaset ve ideolojiler üstü şekilde devam etmesine, odak noktası edebiyat ve Türkçe olması temelinde destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Çakır, kasım ayında yapılacak olan ödül töreninde Mungan’ı Mersin’de konuk etmekten ve Mersinlilerle buluşturmaktan mutluluk duyacaklarını dile getirdi. Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nü 2007 yılında başlatan ve bugüne kadar nitelikli şekilde gelmesine destek olan geçmiş oda yönetimlerine ve başkanlarına, jüri üyelerine ve katkı veren herkese Mersin adına teşekkür eden Çakır, “Edebiyat belki dünyamızı değiştirmeyecek ama bizi değiştirdiğinde eminim dünyamız da daha güzel bir yöne gidecektir. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası daha güzel bir dünya adına, daha güzel ve yaşanır bir Mersin adına kültür ve sanata destek vermeye devam edecektir” diye konuştu.
reklam

Prof. Dr. Şaşmaz, hijyenin öneminden bahsetti

Yayınlanma Tarihi : Google News
Prof. Dr. Şaşmaz, hijyenin öneminden bahsetti

İlk kez 2011 yılında kutlanmaya başlanan 16 Ocak Dünya Hijyen Günü, sağlıklı bir yaşam sürebilmek için hijyenin ne kadar önemli olduğuna dikkat çeker. Bu amaçla insanlarda farkındalık oluşturmak isteyen uzmanlar hijyenle ilgili önemli içerikler paylaşırlar. 16 Ocak Dünya Hijyen Günü’ne dair Mersin Üniversitesi(MEÜ) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz açıklamalarda bulundu.

 

“ELLERİN SU VE SABUNLA YIKANMASI EN ÖNEMLİ HİJYENİK DAVRANIŞTIR”

Şaşmazın açıklamasının tamamı şu şekilde: “Öncelikle yaşadığımız bu dönemde dünyada hâlâ yıllık 1.4 milyon ölüm temel hijyenik kurallara uyulursa önlenebileceği rapor edilmektedir. Biz hâlâ dünyada çok basit önlemlerle yıllık 1.4 milyon ölümü önleyebiliriz. Hijyen yani dezentasyon, ikisi beraber değerlendirilir. Hijyen, insanın sağlığını korumak için yaptığı tutum ve davranışlar anlamına gelmektedir. İnsan için en tehlikeli hastalık kaynağı, insanın dışkısı ve atıklarıdır. İnsanın dışkısı ve atıkları ne kadar sağlıklı bir şekilde bertaraf edilirse; içtiğimiz sudan, yediğimiz gıdadan, giydiğimiz elbiseden, yaşadığımız ortamlardan ne kadar sağlıklı bir şekilde uzaklaştırılabilir ise o kadar sağlıklı oluruz. Hijyen alışkanlıklarından en önemlisi el yıkama alışkanlığıdır. İnsanlığın uygarlık tarihine bakıldığı zaman belki de insanın ilk tespit ettiği koruyucu sağlık hizmetleri hijyenik davranışlardır. İnsan bunu gözlemlemiş ve hijyenik davranışlarını geliştirmiştir. Zaten son 100 yılda koruyucu hekimlik ile ilgili kürsü ve ana bilim dalları, hijyen kürsü ve ana bilim dalları olarak açılmıştır. Şu anda halk sağlığı ana bilim dalı olarak geçer. Pandemi dönemi bize hijyenik davranışların önemini ortaya çıkardı. Toplumda daha büyük bir farkındalık ve bilinç oluşturdu. Ellerin su ve sabunla yıkanması en önemli hijyenik davranıştır. Çünkü insan her şeye elleriyle dokunmakta, her şeyi elleriyle yapmakta, dokunduğu her şeye elleri kirlenmekte. Ve bundan dolayı eller en fazla bulaş kaynağı oluyor. Biz ellerimizi su ve sabunla düzenli bir şekilde yıkarsak en büyük bulaşıcı hastalıktan korunma yöntemini yerine getirmiş oluruz. El yıkama alışkanlığı, özellikle su ve besinlerle bulaşan hastalıklara karşı korunmadaki en etkili davranıştır. Bununla beraber hava yoluyla bulaşan hastalıklar için de el yıkama alışkanlığı en önemli koruyucu davranıştır. Hava ile bulaşan hastalıklara yine pek çok yerde temas ediyoruz. Hava ile bulaşan hastalıklar yüzeylere çöküyor. Ellerimizle onlara temas ediyoruz. Ve bu hastalıkların bulaşmasına neden oluyor. Elimizi nasıl ve ne sıklıkla yıkayacağız? Öncelikle elimizi sağlıklı içme suyu dediğimiz sularla ve sabunla yıkayacağız. Sağlıklı su dediğimiz nedir? İçinde hastalık yapıcı etkenin olmadığı, yararlı minerallerin olduğu renksiz kokusuz sular sağlıklı sulardır. Bu suları temin etmek yerel yönetimlerin görevidir. Sabun konusuna gelince sıvı sabun da olabilir, katı sabun da olabilir. Elimizi ıslatacağız, sabunu köpürteceğiz ve en az 20 saniye elimizi ovalayacağız. Elimizin hem iç ve dış yüzeyini ovalayacağız hem parmak aralarımızı ve bileğimizi ovalayacağız. Bu şekilde elimizdeki hastalık yapıcı etkenleri uzaklaştırmış oluruz. Bu önerdiğimiz el yıkama davranışıdır. Peki elimizi ne sıklıkta yıkayalım? Gün içinde tuvalet ihtiyacımızdan sonra muhakkak yıkamalıyız. Yemek hazırlamadan ve çocuk bakımından önce ellerimizi yıkamalıyız. Yemek yemeden önce de mutlaka ellerimizi yıkamalıyız. Dışarıdan eve girildiğinde ellerimizi yıkamalıyız. Ve son olarak ellerimizin kirli olduğunu düşündüğümüzde yıkamalıyız. Bunun yanında ellerimizi gereksiz yere çok fazla su ve sabunla yıkarsak, bu sefer elimizin kendini koruma mekanizmalarını devre dışı bıraktırmış oluruz. Bu da cildimizde ekzema türü alerjik reaksiyonların hastalıklarına sebep olur. Su ve sabunla el yıkama davranışı, dezenfektan içeren bir silmeyle karşılaştırılamaz. Biz her zaman eğer olabiliyorsa ellerin su ve sabunla yıkanmasını öneriyoruz. Sabunun antibakteriyel, kokulu gibi özellikleri de çok önemli değildir. Satışına müsaade edilmiş, lisans almış herhangi bir sabun bu amaçla kullanılabilir.

 

“BESİNLERDEKİ EN BÜYÜK TEHLİKE BULAŞICI HASTALIK ETKENLERİDİR. BESİNLERİN SAĞLIKLI İÇME VE KULLANMA SUYU İLE YIKANMASI GEREKİR”

Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz: Vücudumuzun düzenli olarak yıkanması çok önemli. İklimsel özelliklere bağlı olarak süre biraz daha uzayabilir ama mümkünse gün aşırı gerçekleştirilmesi gerekir. Saç yıkanması da bunun bir parçasıdır. Tırnakların kesilmesi de çok önemli. Eğer tırnaklar düzenli olarak kesilmezse, tırnak aralarında biriken hastalık yapıcı etkenler bize ciddi anlamda hastalık bulaştırırlar. Elbiselerimizin temiz olması ve düzenli aralıklarla iç giysilerin değiştirilmesi çok önemli. Özellikle pamuklu iç çamaşırların kullanılmasını önermekteyiz. Sentetik, naylon iç çamaşırları önermiyoruz. Besin hijyeni olarak baktığımızda bu da çok önemli bir konu. Düzenli olarak besin almak zorundayız. Tükettiğimiz besinlerin hastalık yapıcı etkenlerle temas etmemesi gerekir. Besinlerdeki en büyük tehlike bulaşıcı hastalık etkenleridir. Besinlerin sağlıklı içme ve kullanma suyu ile yıkanması gerekir. İnsan ve hayvan dışkısı ya da diğer atıklarla temas eden gıdalar bulaşıcı hastalık kaynağıdır. Ayrıca son 50 yıldır kimyasal ve toksik etkenler çok yaygın kullanılıyor. Artık besinlerde bakteriyolojik kirlenme yanında kimyasal toksik kirlenme de var. Kullanılan gübrelerden ya da ilaçlardan kaynaklı. Biz besinlerimizi sağlıklı içme suları ile pişireceğiz. Besinleri pişirmek, hem lezzet açısından hem de hijyenik açıdan olumlu bir durum yaratır. Yıkayarak sebze ve meyvelerdeki mikroorganizmaları tamamen bertaraf edemeyiz. Uygun şekilde pişirme, besinin hijyenini de artırmış olur. Besinleri yıkadık, pişirdik, sonrasında saklama aşaması geliyor. Artan besinleri saklarken, pişirilmiş olanlarla pişirilmemiş olanlar temas etmemeli. Kaplarda ağzı kapalı bir şekilde saklanması gerekir. Tüketileceği zaman kaynama sıcaklığına yakın ısıtılması gerekir. Vatandaşlarımız mümkün mertebe yiyecekleri pişirip saklama işine girmemeli. Olabildiğince taze hazırlayıp tek seferde tüketmeli.

 

“DÜNYADA HÂLÂ 3.6 MİLYAR İNSAN SAĞLIKLI İÇME VE KULLANMA SUYUNUN HAZIRLANAMADIĞI BÖLGELERDE YAŞIYOR”

Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz: Su hayatımızdaki en önemli şey. Sağlıklı içme ve kullanma suyuna her bireyin ulaşması bir ayrıcalık değil, haktır. Sağlıklı içme ve kullanma suyunun temin edilmesi yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. Yerel yönetimlerin sorumlu olduğu yerde yaşayan insanlara sağlıklı içme ve kullanma suyunu sağlaması gerekir. Dünyada hâlâ 3.6 milyar insan sağlıklı içme ve kullanma suyunun hazırlanamadığı bölgelerde yaşıyor. Dünya nüfusunun yarısına yakın bir nüfustur bu. Ülkemizde bu daha ileri aşamadadır ama biz dünyada hâlâ bu sorunu çözemedik. İçme suyu da yıkanma ya da kullanma suyu da aynı öneme sahiptir.  Yapılan teknik ve analizler Mersin’deki suyun sağlıklı içme ve kullanma suyu niteliklerini taşıdığını gösteriyor. Biz bu şebeke sularını güvenle kullanabiliriz. Fakat şöyle bir sorunu da göz ardı edemeyiz. Mersin Büyükşehir Belediyesi bu suları evimizin içine kadar getirmiyor. Mahalleye kadar getiriyor. Kullanıcılar da kendi tesisatını yaparak o suyu alabiliyor. Bu tesisatlar zamanla bozulabilir. Bunların bakımının yapılması gerekir. Yine çok yaygın olarak yaşadığımız şehir olan Mersin’de güneş enerjileri kullanılıyor. Şebeke suyuyla doldurulan bu güneş enerjilerinin de bakımının yapılması gerekir. Açık olan kapaklardan kuşlar düşebilir. Daha birçok sebep bu depoların kirlenmesine sebep olabilir. Bina içindeki su depolarının periyodik olarak temizlenmesi ve bakımının yapılması gerekir. Yoksa bunlar hastalık yapıcı bir hale dönüşebilirler. Bu belediyenin sorumluluğunda değil, vatandaşların yani kullanıcıların sorumluluğunda. Vatandaşların bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir.

 

“VATANDAŞLARIMIZ BÜTÜN HİJYENİK DAVRANIŞLARI SORGULAMADAN YAPSINLAR”

Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz: Öncelikle vatandaşlarımız sağlıklı içme ve kullanma sularını şebekelerden kullanmaya devam etsinler. Su ve sabun kullanma alışkanlığını yaygınlaştırsınlar. Ellerini yıkama davranışlarını alışkanlık haline getirsinler. Bunları sorgulamadan yapsınlar. Gereksiz yere el dezenfektanı ve benzeri malzemeleri kullanmaya çalışmasınlar. Bunlar ancak sağlıklı içme ve kullanma suyu ve sabun yoksa geçici süreliğine kullanılabilir. Günlük temel, basit tutum ve hijyenik davranışlarla bulaşıcı hastalıklara karşı, kimyasal toksik etkenlere karşı da ciddi anlamda korunabiliriz. Çok komplike davranışlar yok bunun içinde. Yeter ki önerilerin davranışları sergileyelim.

Bizimle bu bilgileri paylaştığınız için çok teşekkür ederiz Sayın Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz. 16 Ocak Dünya Hijyen Günü’müz kutlu olsun. Hep birlikte daha sağlıklı günler geçirmemiz dileğimizle.” Haber Merkezi)

reklam